Muhyiddin İbni Arabi

Ünlü Düşünür ve islam alimi Muhyiddin ibni Arabi kimdir sorusuna cevap bulmak isterseniz Muhyiddin İbni Arabi Hakkında, Biyografi bilgileri ve Hayatı hakkında önemli tarihi bilgiler içeren bir yazıdır. Yazımızı okumanızı şiddetle öneriyorum.

Muhyiddin İbni Arabi Kimdir

Muhyiddin Arabi Kimdir?
Muhyiddin ibni Arabi Kimdir?

Füsus-ül Hikem, isimli eseri, günümüz içerisinde okunan islam düşünürleri eserleri arasında yer almaktadır. ”Şeyh-ül Ekber” yani, ”Büyük Şeyh” namları ile de bilinen bir mutasavvıftır.

 

Muhyiddin Arabi Hakkında Biyografik Bilgiler

 

 

Asıl isimi ”Ebu Abdullah Muhammad bin Ali Bin Muhammed bin El-Arabi El-Hatimi el-ta’i’‘ ‘dir. Bu islam düşünürüne kısa olarak ”İbni Arabi” denilir. Muvahiddun Dönemi içerisinde, 27 ramazan 560 senesinde İspanya’daki Murcia’da doğmuştur. Babasının memuriyeti sebebi ile 8 yaşında Sevilla’ya gelir. Ailesi Arap ”YAyy kabilesi” ‘ne mensuptur. Yakın Ataları hakkında fazlaca birşey bilinmemektedir. Fakat anne ve babaları hakkında sahip olunan bilgilere göre nüfus ve itibar sahibi olarak bilinmektedirler. Akrabaları arasında Tasavvufi bilgilere hakim kimselerde bulunmaktadır. Bu akrabaları arasında bulunan dayısı Ebu Müslim el-Havlani Dönemin ”Kutub” ‘ları arasında bulunduğu sayılmaktadır. İlk tahisilinde bu şehirde yapmıştır. Uzun bir sürede burada hikamet etmiş olduğu bilinir.

 

 

Muhyiddin Arabi ve Seyahatleri

 

 

Endülüs‘te bir süre daha kaldılar ve sonrasında seyahatleri başlamıştır. Şam, Bağdat ve Mekke’ye giderek buralarda bulunan Tanınmış Alim ve şeyhler ile tanışma fırsatı yakalamıştır. 1182 senesinde ibni Rüşd ile görüşmüştür. Bu görüşmeyi kendi eserindede belirtmektedir. Bu zaman dilimi ibni Rüşd‘ün ”bilginin akıl yolu ile elde edilebilir” diyerek meşhur olduğu bir döneme denk gelir. 17 yaşında olan genç Muhyddin sadece akıl yolu ile gelmediğini, böylelikle bir bilgi daha çok ilham ve keşif aracılığı ile elde edilebileceğine inanıyordu.

1184 ve 1185 yıllarında Ureyni isimli bir şeyh ile tanışır. Eserlerinde bu zattan ”ilk hocam” kelimeleri ile bahseder. Ayrıca bu alim kişiden çokça faydalandığınıda bildirmiştir. Ureyni isimli şeyh, ”Kulluk Meselesi” hakkında derin bir bilgi sahibidir. Bu senelerde ”Martilli” isimli başka bir şeyhtende bilgi konusunda faydalanmıştır. Bu şeyh Ureyni’ni, Muhyiddin’e ”Sadece Allah’a bak” kelimelerini söylerken, Martili ”SAdece nefsine Bak, nefsin mevzusunda dikkatli ol, Nefsine uyma” diye öğüt verir. Martili’den verdiği öğütlerin içyüzünü ve nedenini öğrenmek istedi. Kendi nasihatının doğrulu konusunda ısrar etmesini bekliyorken, cevap olarak ”Evladım, Ureyni‘nin gösterdiği yol, doğru yolun kendisidir. Ona uyman gerek, bizim hallerimizin gerekli kıldığı yollar vardır. Bizlere sorduğunda sana bu hallerimizin gerekli kıldığı yolları sana öğretiriz” demektedir.

Arabi Sevilla’da 1190 senesinde hastalanır ve okuma kabilyetini kaybeder. Bu durum iki yıl etkisini gösterir. Hicri 589 senesinde Sebte Şehri’ne gider ve orada Ahlak makamına erdiğini bildirdiği, İbnu Cübeyr ile tanışırlar. Daha sonra yine Sevilla’ya geri döner. Aynı sene Telemsan’a gelir. Burada da Ebu medyen (ö.594) ile ilgili görümüş olduğu bir rüyayı anlatacaktır.

1196 senesinde Fas‘a gider. Fas’ta yaptığı seyahatler esnasında kendisi büyük bir şöhretinde sahibi olmuştur. Sonra tekrar 1198 yılında ”Endülüs” ‘e geçmiştir. ”Granada” şehri civarlarında bulunan ”Bağa Kasabası” ‘nda ”Şekkaz” adındaki bir şeyh’ide ziyaret etmiştir. 1199 ve 1200 senesinde ilk defa hac görevini yapmak için ”Mekke” ‘ye gider. Hac vazifesini yaptıktan sonra ”Mağrib” ‘e, oradan da ”Ebu Medyen” ‘in yaşadığı şehir olan ”Becaye” ‘de bulunmuştur. Bir zaman sonra tekrar Mekke‘ye Şehrine geri gelmiştir. Buraya gelince ”Ruhu ‘l-Quds” ve ”Tacu ‘r-Rasul” isimli eserlerini yazmıştır.

1204 senesinde Medine, Musul ve Bağdat şehirlerinde bulunmuştur. Musul‘da ”et-Tenezzülatu ‘l-Musuliyye” isimli eserini yazar. Buradan Ayrıldıktan sonra ise Konya’ya gider. Konya’da ”Risaletü ‘l-Envar” isimli eserini yazar. Sonra Mısıra gider. Mısır’dada Futuhat-ı Mekkiye’de bulunan sözlerinden dolayı Mısır ulemaları tarafından hakkında idam fetvası verilir ve buradan gizlice kaçmak zorunda kalır. Tekrar Mekke‘ye gelir ve burada bir zaman kalır. Bağdat ile Halep’te de bir sür doşatıktan sonra 612-1215 de tekrar Konya‘ya geri gelirler. 617 yılında ise Şam’a yerleşmişlerdir. Zaman içerisinde yine seyahatler yapmışlardır. Şam’da kendisinin ”Fütuhat” ‘tan sonra en büyük ve önemli eseri olarak kabul görülen ”Füsus-ül Hikem” ‘i kaleme almıştır. Zamanlar 638 22 R.evvel gösterdiği zaman (1239 senesi) Şam’da vefat etmişlerdir. Kabri, Şam’ın dışında olan Kasiyun Dağ‘ının eteğinde bulunmaktadır.

Vahdet

-i Vücud öğretesinin baş sözcüsü olmak ile birlikte kendisinden sonra Vahdet-i Vücud görüşünü benimsemiş olan Sufiler için Muhyiddin ibni Arabi’nin lakaplarından biri olan Şeyh-i Ekber‘e atıf ile ”Ekberi” sıfatınıda kullanmıştır.

 

Mesut Taşkın

Blog yazarı, makale yazarı, araştırmacı, Bilgi Paylaşımcısı, Bilgiye Dair ne varsa yazan çizen İNSAN

Bir Cevap Yazın